Türkiye’nin Zevahiri Kurtarma Çabaları...

Türkiye, Mayıs 2024'te yani soykırımın en şiddetli döneminden sonra İsrail'e silah ve çift kullanımlı ürünlerin ihracatına ve transit geçişine yaptırım açıklaması yaptı. Türkiye, Filistin’e dair iki yüzlü politikalarının açığa çıkmasının ardından kaybettiği itibarını geri kazanmak için soykırımın on birinci ayında, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasına müdahil olma beyanını mahkemeye bildirdi. Kendi yetki alanlarında inisiyatif kullanmamasına rağmen 50 ülkeden imza toplayarak askerî ambargo kararı için BM’den talepte bulundu. Lahey Grubunun imzaladığı ve işgal devletine karşı somut adımların atılmasını taahhüt eden Bogota bildirisini imzalamakta ise önce ayak diretti, imzaladıktan sonra ise bildirideki tedbirlerin uygulanması konusunda herhangi resmi veya yazılı açıklama yapmadı. Oysa soykırım devam ederken Türkiye, askerî ambargo kapsamına girecek birçok duruma göz yumuyor ve gizlemeye çalışıyordu. Soykırım sürecinde;

  • Türkiye’den işgal devletine (TÜİK sitesinde yer alan, ardından silinen verilerde) askerî parça ve mühimmat ihracatı devam etti.
  • İşgal ordusuna askerî kıyafet, çelik, dikenli tel ve kimyevi maddeler gibi pek çok ürünün transferi devam etti.
  • Türkiyeli savunma sanayi firmalarının ürettiği ve üçüncü ülkelerde monte edilip işgal ordusunun kullanımına sunulan askerî teçhizatlar (Ayesaş şirketinin F35 uçaklarına elektronik sistemler üretmesi gibi) tedariği sürdü.
  • Türkiyeli şirketler işgal devleti silah şirketleriyle fuarlarda ortak sponsor (Azerbaycan Uluslararası Savunma Fuarı ADEX’te Baykar ile IAI-İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii firması gibi) oldu.
  • İşgal ordusuna önemli katkılarıyla bilinen uluslararası askerî sanayi firmalarına Türkiye’de düzenlenen fuarlarda (SahaExpo Savunma ve Havacılık Fuarı ve IDEF 2025 gibi) yer verilerek işgal ordusuyla ilişki normalleştirildi.
  • İşgal devletini korumak için Akdeniz’e sevk edilen ABD’ye ait USS Wasp gemisi günlerce İzmir Limanı’nda ağırlandı.
  • ABD’den ve dünyanın başka yerlerinden askerî mühimmat taşıyan gemiler Türkiye karasularında ve limanlarında serbestçe dolaştı ve demirledi (Mario A, Nordic ve Katherine gemileri gibi)
  • Zorlu Holding’in Gazze’ye 7 km uzaklıktaki santralden Gazze’yi bombalayan askerî üslere elektrik sağlamasına izin verildi.
  • Türkiye topraklarından işgal devletine akan Azerbaycan petrolüyle işgal ordusunun yakıt ihtiyacı karşılandı.
  • İncirlik ve Kürecik üssünden sağlanan istihbaratla işgal devletinin askerî tehditlerden korunması sağlandı.
  • Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde hâlâ İsrail yapımı ‘heron’lar yer alıyor ve bu insansız hava araçlarının bakımı işgal devleti askerî kurumları ile ilişkiyi zorunlu kılarken sağladığı bilgilerin akışı işgal devletine hizmet edip etmediği bilinmiyor.

Paylaş: